Barcelona’ya gelmişken Ortaçağ’a ait bir açık hava müzesini
andıran Girona’yı görmeden geri dönerseniz çok şey kaçırırsınız. Onyar Nehrinin
hayat verdiği ve yerden göğe taşın biçimlendirdiği bu küçük Katalan kentine
tarih boyunca kimler gelmemiş ki: Romalılar, Vizigotlar, Araplar, Yahudiler,
Fransızlar.
İspanya’nın Katalonya otonom bölgesinin kuzeydoğusunda yer alan
Girona şehri, Barcelona’dan yaklaşık 100 km. uzaklıkta, İspanya'nın en çok
turist çeken sahillerinden biri olan Costa Brava'ya ise sadece 50 km mesafede
bulunmaktadır. 2015 yılında Katalonya 17,4 milyon yabancı turist ağırlarken,
4,6 milyon turist ile Girona ülkenin önemli destinasyonlarından biri haline
gelmiş durumdadır. Ben de bu rakamın bir parçası olarak Barcelona-Sants tren
garından 1 saat 20 dakikalık bir yolculukla Girona’ya varmak üzere yola
çıkmıştım.
M.Ö. 1. yy’de Romalılar kısmen günümüze ulaşmış güçlü sur
duvarlarıyla çevrelenmiş ‘Força Vella’ (Eski Kale) ve Ortaçağ’da buranın
çevresinde gelişen mahalleleriyle zengin mimariye sahip Girona’yı gezmeye
başlamak için ilk önce Girona’nın kafeleriyle, restoranlarıyla meşhur
caddesinin (Rambla de la Libertat) taş köprüye (Pont de Pedra) yakın kısmında
yer alan turizm ofisine gidip bir harita alarak nereden başlayayım diye
düşünmüştüm.
Benim yaptığım gibi siz de 11. yüzyılda yapımına başlanıp, ancak
18. yüzyılda tamamlanan eski çan kulesi ve portikolu avlusuyla Romanesk ve
çıkmanız için epey efor gerektiren yüksek merdivenli ön cephe düzenlemesiyle
Barok üslupta yapılmış katedral ile başlayabilirsiniz. 23 m. genişliğiyle
dünyanın en geniş nefine sahip katedrale giriş el yazmaları, rölikler, litürjik
eşyaların yanı sıra üzerine teolojik sahneler süslenmiş 11. yüzyıla tarihlenen
bir halının da bulunduğu müzeden sağlanıyor. 10€ (Avro) karşılığında alacağınız
biletle katedral ve müzenin yanı sıra hemen yakında yer alan Girona Sanat
Müzesini ve Aziz Feliu kilisesini de gezebilirsiniz. Katedralin
merdivenlerinden indiğinizde karşınızda minik bir kara tren görürseniz, hiç
düşünmeden binin ve makiniste 3€ vererek Girona’nın dar sokakları arasında
keyifli bir yolculuğa çıkın.
Girona dışında karasineklerin size sevimli gelebileceği başka bir
şehir dünya üzerinde bulmanız olası değildir. Karasinek betimlemeli hediyelik
eşyalar hemen dikkatinizi çekecektir. Bu durumun kentin koruyucu azizi
Narsissus’un dâhil olduğu bir efsaneden kaynaklandığını söylemek gerek.
Efsaneye göre, 1285 yılında Girona’yı kuşatan Fransızlar, herhangi bir zorlukla
karşılaşmamalarına karşın kente girdiklerinde her tarafı yağmalamakla kalmamış
kiliselere hatta Aziz Feliu kilisesindeki Aziz Narsissus’un mezarına
saldırmışlar. Mucizevi şekilde azizin vücudundan çıkan sinekler askerleri ve
atlarını ısırarak öldürmüş. Rivayet odur ki bu mucize sonraki yüzyıllarda da
Fransızlar kente her saldırdıklarında gerçekleşmiş. O nedenle Avrupa’da birçok
kentin simgesi ejderha, aslan, kartal iken pek de iyi duygular beslemediğimiz
bu küçük canlının Girona’nın simgesi olmasına şaşırmamak gerek. Unutmadan Aziz
Feliu meydanındaki aslan heykelini öpenlerin yeniden Girona’ya geleceğine dair
bir inanış da oldukça yaygın.
Şehirlerin tarihindeki önemli olaylar yüzyıllar boyunca
anlatılarak bize ulaşan öykülere kaynaklık eder. Girona şehrin hafızasını
oluşturan öykülerden bir diğeri de 14. yüzyılın ortasında Avrupa nüfusunun
dörtte birinin yok olmasına neden olan kara ölüm olarak adlandırılan vebanın
acı hatıralarına dayanmaktadır. 1348 yılındaki salgın Girona’da binden fazla
kişinin ölümüne neden olmuştur. Rivayet odur ki Tarlà isimli bir soytarı Carrer
de l’Argenteria sokağında akrobatik hareketlerle salgın nedeniyle evlerine
kapanan mutsuz çocukları eğlendirirmiş. Yılın belli zamanlarında balkonlar
arasına yerleştirilmiş bir çubuğa tutturulmuş vaziyette başı ahşaptan, vücudu
bezden yapılmış Tarlà’nın kuklası bir kol yardımıyla döndürülerek anısı bugüne
değin yaşatılmış. Katalonya’nın en iyi korunmuş hamamı Girona’da yer almakta ve
Arap hamamları olarak bilinmektedir. Roma hamamlarının tipik bölümlerine ve
hypokaust (merkezi alttan ısıtma) sistemine sahip 12. yüzyıla tarihlenen yapıyı
2 € (Avro) gibi oldukça uygun bir ücretle ziyaret edebilirsiniz. Küçük bir havuz
üzerinde yükselen sekiz ince sütunun taşıdığı yarım küre biçiminde taştan
örtüsü (cupola) ve hamama gelenlerin hazırlanmaları ve kişisel eşyalarını
koymaları için tasarlanmış kemerli bir sekinin bulunduğu Apodyterium (soyunma
bölümü) hamamın en dikkat çekici bölümünü oluşturmakta. Hamamdan çıkınca
karşınızda duran teraslar halinde yükselen bahçeler arasındaki merdivenlere
nereye çıktığı kaygısı duymadan çıkmanızı öneririm. Nihayetinde 11-15.
yüzyıllar arasında Ortaçağ’da ‘Força Vella’nın genişletilmesiyle çevresinde
gelişen mahalleleri kuşatan surların üzerinde yürürken kendinizi bulacaksınız.
Panoramik olarak kenti tarihi dokusunu görmek ve güzel kareler yakalamak için
oldukça ideal.
Girona’nın sembollerinden pastel renklere boyalı evler, üzerinde
Paris’in dünyaca meşhur kulesini tasarlayan Gustave Eiffel Şirketi tarafından
1877 yılında yapılmış kırmızı “Pont de les Peixateries Velles” köprüsü de
bulunan Onyar nehri (Riu Onyar) boyunca uzanmaktadır. Onyar nehrinin kenarında
merkezinde 1809 yılında Napolyon ordularına karşı kenti savunanların anısını
yaşatmak için yapılmış bir anıt bulunan neoklasik tarzdaki Plaça de la
Independència (Bağımsızlık Meydanı) revakların altında dizili restoranlarıyla
nerede, ne yesem sorularınızın cevabını bulabileceğiniz bir yer. Tüm gün
yürümenin vermiş olduğu yorgunluğu düşünürsek Plaça de la Independència’da
dilediğniz bir restoranda deniz ürünlü çorba, paella, katalan kremasından
oluşan günün menüsüyle baş başa kalmanızı öneririm. Yahudi toplumunun 1492'de
İspanya'dan sürülmesine kadar Girona’da yaşadıkları mahallenin (El Call) dar
sokaklarının yanı sıra Girona Tarihi Müzesi ve Katalonya Arkeoloji Müzesi
kentin diğer çekiciliklerini oluştururken, trenle iki durak mesafedeki
Figueres’teki Salvador Dali Müzesi muhakkak görülmesi gereken yerler arasında
bulunuyor.
Aklınızda olsun!
Katedral ve müzeler her ayın ilk Pazar günü ücretsiz. Tek bir yapı
için giriş bileti almak yerine kampanyalı biletleri tercih edin.
Konforlu bir yürüyüş için rahat bir ayakkabı giymeye dikkat edin.
Rambla de la Libertat boyunca sıralanan restoranlarda tapas (meze)
çeşitlerini deneyin.
*Bu yazı bana değil sevgili abime aittir, ara ara onun gezi yazılarını paylaşabilirim. :)