tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2018 Cumartesi

Orhan Çekiç-1938 Son Yıl


Ve yine bir 10 Kasım..
Bu çocuk yine seni sevgi, saygı ve minnetle anıyor Ata'm.

__________________

Kitap Cumhuriyet'in ilanından sonra gerçekleşen olayları anlatırken Atatürk'ün hayatını ve liderlik özelliklerini de harmanlayarak akıcı bir dille anlatıyor. Birçok Atatürk adına yazılmış kitap okudum ve okumaya da devam ediyorum. her okuduğum kitapta mutlaka beni etkileyen ve aaa bunu bilmiyordum dediğim satırlara rastladım, bu kitap da aynı özellikleri taşıdı benim açımdan. 

Kitapta gelmiş geçmiş gündemimizi işgal eden birçok soruya cevap niteliğinde; bunlar arasında iddia edildiği gibi diktatör müydü, hayata gözlerini kapattığında İnönü'yle küskün müydü, silah arkadaşlarıyla yol ayrımına neden geldi, Menemen olayı, çok önem verdiği Hatay sorunu vb. bir sürü yaşanmışlıklar. 

Kitap sizi karmaşık belgelere boğmadan, mektuplar aracılığıyla o anki zamanın verdiği saygı, sevgi ve önemi hissettirerek akıcı bir üslupla akıp gidiyor. Okurken yer yer tebessüm edip bazı yerlerde gerildiğimi çokça yerde de gözyaşlarımın aktığını hissettim. Özellikle de hastalığının ilerlediği ve gözlerini kapatıp s'onsuzluğa uğurlandığı o güne gelene kadar olan süreçte doktorların, kendisinin ve de en yakın arkadaşlarının içinde bulunduğu çaresizlik beni çok etkiledi. Hatta bazı yerlerde okuduğum olumsuzlukların ağırlığını gördüğümde hemen kafamı sayfanın üzerindeki tarihi kontrol ederek, yok daha şu kadar var, bu süreç de geçecek diye konuşurken buldum. 

Ölümünden sonraki sürece de kısa bir bakış atıp, özellikle dış basında yapılan konuşmaların ve de önemli kuruluşların onu anmak adına gerçekleştirdiklerine yer verip yazarın son sözüyle kitap bitiyor ve siz yüreğinizde sıcak ve anlatılmaz duygular hissediyorsunuz, en azından benim için öyle oldu.

25 Ekim 2018 Perşembe

İlber Ortaylı ile Tarihin İzinde



İlber Ortaylı okumayı sevdiğim, beni dipsiz kuyular içinde bırakmayıp daha anlaşılır ifade edişleriyle ara ara okumaya başvurduğum bir tarihçi. 

İki bölümden oluşan bu kitabı da aynı akıcılık ve anlaşılırlığa sahipti. İlk bölümü söyleşiler oluşturuyordu. Çeşitli gazete,dergi gibi yerlerde yer almış bu söyleşiler her konuya sahipti diyebilirim; yeri geldi dil, tarih üzerine kimi an ise sosyal-kültürel olaylara uzanmaktaydı. Konuların işlenişi sohbet şeklinde olduğu için soruların ulaşabilirliği ile sınırlıydı, fazla derine inmeden yüzeysel geçilmişti, bu da kitaplarında ayrıntılı bahsettiği olayların özeti şekline benziyordu. Her ne kadar bu durum beni rahatsız etmese de bazen upuzun bir sorunun ardından gelen kısa bir evet-hayır şeklindeki cevaplar, keşke gerekçesiyle de taçlansaydı dedirtti. 

İkinci bölüm ise makalelerden oluşmaktaydı, ilk bölüme göre daha doyurucu bilgilerin yer aldığı kısımdı. Bazı kelimeler bana yabancı gelse de konu bütünlüğü içinde anlaşılma da sıkıntı yaşanmaması okumayı bölmüyordu. 

Altı çizilecek bir çok satır vardı, eleştirdiği kısımları okurken birçok yerde öz eleştiri yaparken buldum kendimi, bu da ayrı hoşuma gitti. 

Hem bilmediğim konularda fikir sahibi olayım hem de bildiklerim üzerinden düşünceleri tazeleyeyim ama bunu yaparken de akademik dilden uzak olayım diyorsanız tercih edeceğiniz bir kitap diyebilirim. Hem diğer kitaplarını okumadıysanız öncesinde bir ön hazırlık olabilir.

Altını çizdiğim bazı satırlar şu şekildeydi:


- Gelecek için planlar yapıyoruz. İlerlemek için, kendimizi geliştirmek için, ailemizle rahat bir gelecek yaşamak için, çocuklarımıza iyi bir gelecek vermek için, toplumumuz için, ülkemiz için çalışıyoruz. Ama geleceğe yön verebilmek için geçmişi bilmek gerekmez mi? Ağacın köküne su dökmeden meyve almak mümkün değilse, tarihimizi bilmeden geleceğe adım atmak da mümkün değildir. (syf. 105)

- Tarih bilinci şu: Bir kere doğru dürüst tarih okuyacaksın. Büyük devletler, büyük milletler gibi tarih okuyacaksın. Dünya tarihine eğileceksin. Muhtelif diller öğreneceksin, öğreteceksin. (syf. 127)

- İstanbul'u anlamayan insanların bu şehri anlatacak taavir ve tasvif edecek ve insanlara nakledecek bir retorik, yani bir söylem ve zihniyet kurmaları mümkün değildir. Buradan yirmi beş sene nefret eden bir insanın otuz yaşından sonra burayı öğrenip öğretmesi mümkün değildir. (syf. 172)

- .. yaşam kelimesi öztürkçe olsun diye kullanılmıyor, hayatla farklı şeylerdir. Hayat bir zaman kesitinde bize ait olan bir külliyeyi; yaşam onu yaşama tarzımızı ifade eder. (syf. 183)


Alıntılar; Profil Yayıncılığın 2008 senesindeki 3. baskısına aittir.

Diğerlerinden Daima Bir Adım Önde Olanlar :)